Sizler Ve Ben, Frida Kahlo

Ben Frida Kahlo. Meksikalı ressam. Sizlerden biriyim, bir kadın. Aslında hayır, sizler gibi değilim. Hiçbir zaman da olamadım.

Sıradan hayatlarınızda mutlu musunuz sizler? Rutin bir hayat mıdır insanı mutlu eden, fırtınasız durağan bir hava, her gün aynı şeyler, az beklentili, az emekle geçen günler yeterli mi sizler için? Bir de bana bakalım, fırtınanın eksik olmadığı hayatıma…

Siz her gün yatağınıza girip gözlerinizi kapattığınızda ne hissedersiniz? Huzur, mutluluk, hemen gelen uykulu haller, yorgunluk, yarına uyanma isteği? Ben ömrümün büyük kısmında hiçbirini hissedemedim. Çünkü benim yatağım sadece hücremdi. Çıkamadığım, kıpırdayamadığım, çoğu zaman nefes dahi alamadığım, gözyaşlarımdan ıslanan yastığımı bile kalkıp değiştiremediğim.

Sizler sevdiğinize sarılırken ne hissedersiniz peki? Sevgi, aşk, korku, umut, güven? Peki sevdiğiniz ya da kocanız size sarıldığında vücudunuz alçılı ya da çelik korselerle karşılık verdiniz mi bu kucak açmaya? Peki vücudunuz? Memnun musunuz ondan? Ben asla barışamadım benimkiyle. Sanırım bacaklarım da sevmedi zaten onu. Çünkü en güzel yıllarımda bir tanesi terk edip gitti beni. Ve ben iki bacağın da yere aynı mesafede uzanması nasıl bir duygu bilmiyorum. Kemiklerim devamlı sızlayıp acımadan nasıl yaşıyordum bir zamanlar, hatırlamıyorum.

Aynaya baktığınızda ne hissedersiniz peki siz? Gözleriniz parlar mı karşıdaki kadından? Hayattan neler umar, neler istersiniz?

Ben bir kaza geçirdim gençliğimde. Önce kemiklerimi, sonra kadınlığımı, sonra kalbimi ve en son hayatımı paramparça eden bir kaza. Hayatın benle işi olmadığını öyle güzel anlattı ki bana.

Peki annelik? Bir çocuğunuz var mı sizin? Çok isteyip de sahip olamamak nasıl bir duygu bilir misiniz? Ben biliyorum evet. Üç kez, anne olmanın ilk basamağında ayağım kaydı, düştüm. Çizdiğim resimlerde sonsuzluğa gönderdim bebeklerimi. Resimlerim… çok ürkütücü geliyor bazılarınıza değil mi? Fakat onlar benim tek gerçeğim. Bakmayın dostlar arasında attığım kahkahalara, hepsi sahte. Gerçek olan resimlerimde, üstelik gizli de değil, ne yaşadıysam onu çizdim hep.

Son bir soru size: kocanız bir hastalık gibi onlarca kadınla birlikte olurken siz tüm bunlara katlanıyor görünüp, fiziksel acılarınıza bir de gönül acılarını ekleyebilir misiniz? Ya kız kardeşinizle birlikte olma cesaretini gösterdiğinde? İkisini de affedip hala sevebilir misiniz? Sırf kocanızın birlikte olduğu kadınları anlama, tanıyabilme adına onlarla yakınlaşır, sadakatin sınırlarını aşar mısınız?

Ne kadar farklı bir hayat benimki değil mi? Sizler için uç nokta ya da asla katlanamam, yaşayamam dediğiniz her şeyi ve fazlasını yaşadım ben. Sanmayın ki kolaydı, sanmayın ki atlattım. Öyle büyüktü ki acılarım, tarif edemem size. Tüm bunlardan bir sanat yaratmışım fark etmeden. Hücremde, yatağımda kıpırdayamazken, yalnızken, tuvale yansıttım kalbimi. Niyetim acımı hafifletmek ya da kendimi acındırmak asla değildi. Kağıt kalem alıp yazabilirdim de belki, belki bir yazar olurdum ama çizmekti bana iyi gelen. Her gün kendimi gördüğümden, yatağımın üstündeki ayna sürekli acılarımı gösterdiğinden, kocam acılarıma yenilerini eklediğinden çizmeyi seçtim. Yazsam belki bu kadar net anlatamazdım yüreğimi, acılarımı. Okurken sıkılırdınız, belki de abartır, eksiltir, çoğaltırdım cümlelerimi, inanmazdınız. Resimler öyle değil elbette, hepsi gerçek. Sadece kendi gerçeğim.

Daha yapacak, konuşacak, anlatacak çok şey var biliyorum. Ama artık gücüm kalmadı. Pek de uzun olamayan ömrüm tükendi artık, bunu da biliyorum. Dayanılacak gibi değil acılarım. İlk kez huzurlu bir uykuya doğru gidiyorum.

Hoşça kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir