Yine, Yeniden ’’Dava’’ ve Uyanış

                2016’nın Aralık ayında kulüp kitabımız için okuduğum Franz Kafka’nın ‘’Dava’’sı 2018 yılına geldiğimizden Ch’i Kitap Kulübü’nün nisan ayı kitabı olarak karşıma çıktı bu seferde.

İkinci bir kez okumak istemedim. Hem ilk okuduğumda beni saran duyguları da unutmuş değildim henüz. İşte, bunun farkına varış kitabın benim için anlamını ortaya koyan ve bu satırları yazmaya sebep olan aydınlatıcım  oldu.

Kitabı okuduğum zamanı hatırlıyorum da boğulmuştum. Sonunu –tahmin etmeme rağmen- merak etsem de kitap bana kasvetli, sıkıcı, boğucu bir ortamı ve çaresizlik duygusunu vererek boğmuştu. Şimdi anlıyorum ki ‘’Dava’’ konusundan ziyade hissettirdiği duygular ile insanları çekiyor kendine. Franz Kafka’nın başarısı da buradan geliyor herhalde.

Yazarın okuduğum iki kitabı: Dönüşüm ve Dava. İkisi de ilk cümleleri ile kitabın tüm olayını ortaya koyuyor:

‘’Biri Josef  K.’ya iftira atmış olmalıydı, çünkü kötü bir şey yapmadığı halde bir sabah tutuklandı.’’

                ‘’Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.’’

Giriş kısmını es geçen Kafka böylelikle romanların düğüm bölümünü oluşturan o en meraklı kısmı ilk başta gözler önüne sererek okuyacağımız kitapların hissettireceği duygulara yönelmemizi sağlıyor.

Dava ile devam edersek ne suç işlediğini bilmeyen josef K., hayatının akışı hiç bozulmadan mahkemeden mahkemeye koşturuyor. Onun düzeni bozulmasın diye mahkemeler Pazar günü yapılıyor. Ve ilk cümleye bakarak da Josef K.’nın masum olduğunu ve iftiraya uğradığını anlıyoruz.

Suçunun ne olduğunu bilmeden yargılanan bir adamın hikayesidir bu. Masum olduğunu kanıtlamaya çalışan bir masumun mücadelesi.  Bu mücadelede zamana ve düzene yenik düşer masum kahramanımız. Korku kaplar önce yüreğini, daha sonra ise çaresizlik kaplar tüm dünyasını. Ve ardından kabulleniş gelir. Tıpkı Gregor Samsa’nın da böcek olduğunu kabullenmesi gibi. Ve bu kabulleniş bir sondur Kafka’da.

Hepimizin başkaları tarafından yargılanıp hakkımızda karara varılması ve bizlerin bunları kabullenişimiz… sanırım hepimiz suçumuzun ne olduğunu bilmediğimiz bir davanın sanıklarıyız. Josef K.’nın hissettiği korku ve çaresizlik bu yüzden yabancı değildir bizlere. Kitabı okuyup bitirdiğimizde de yaşadığımız huzursuzluk  da hayatımızın bir parçası olmuştur çoktan.

‘’İşte o an K., orada olduğu süre boyunca birdenbire ressamın ya da kendisinin pencereye gidip camı açabileceğini ümit ettiğini fark etti.’’ Diyen Kafka’nın ümidini içimizden biri başarır günün birinde de sonumuz Josef K. Gibi olmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir